Türk hamamı Batı Avrupa’da 19. yüzyılda, İngiltere üzerinden yayıldı: Wellington dükü hamamın yayılmasına öncülük etti, Lord Kinnaird Mill Hill’de bir Türk hamamı yaptırdı, David Urquhart Londra’da Jermyn Street’te bir hamam açtı. Ama bu hikâyenin arkasında, Avrupa’nın yüzyıllarca hamamı unutması ve Osmanlı topraklarını gezen yabancıların bu “yeni” âdete şaşkınlıkla bakması yatar. Aşağıda TDV İslâm Ansiklopedisi “Hamam” maddesinin “Batı’da Hamam” bölümünü izleyerek bu hikâyeyi anlatıyoruz.
Roma’dan sonra: Avrupa hamamı unutuyor
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Orta Çağ’dan itibaren Avrupa’da umumi hamam yavaş yavaş unutulmuş, bazı Hıristiyan çevrelerinde yıkanma günah sayılır olmuştur. Ansiklopedi bu tutuma örnekler verir: kilise babalarından Hieronymos yetişkinlerin yıkanmasına karşı çıkmış, Augustinus ise daha geniş bir görüşle ayda bir yıkanmayı yeterli bulmuştur.
İspanya’da da benzer bir tavır vardı. Ansiklopediye göre 11. yüzyılda İspanyollar hamamı kötülüklerin kaynağı olarak görüyordu; Kral VI. Alfonso, oğlunun savaşta ölümünü hamama sık gitmesine bağlayan saray ileri gelenlerini dinleyip bütün hamamların yıktırılmasını emretmişti. Oysa Endülüs medeniyeti hamam alışkanlığını bu ülkeye yerleştirmişti. Ansiklopedi, Endülüs hâkimiyetinin sona erdiği 16. yüzyılda kilisenin bütün hamamların yıkılmasını istemesi üzerine 1568’de bir ayaklanma çıktığını da yazar.
Küvet ve akar su
Avrupa’da hamamın sonu yalnızca dinî tutumdan gelmedi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Orta Çağ’da Batı’da yıkanma ve hamam geleneği bir süre sürmüş, ancak hamamlarda kadın ve erkeklerin birlikte yıkanması kilisenin tepkisini çekmiştir. Yeni çağların başında frengi Avrupa’ya yayılınca hamamların bunda payı olduğu düşünülmüş ve Batı Avrupa’da 16. yüzyıldan itibaren hamama karşı büyük bir tepki doğmuştur. Umumi hamamlar kapatılmaya başlanmış, bu tutum Yeniçağ boyunca sürmüştür.
Ansiklopedi burada önemli bir farka dikkat çeker: Batı’da, İslâm dünyasının aksine akar suyla değil, Roma çağından beri yaygın bir geleneğe uyularak içine sıcak su doldurulan bir küvette yıkanma tercih ediliyordu. Türk hamamında ise kaplıcalar dışında havuz yoktur; kurna başında su dökünerek yıkanılır. TDK kurnayı “hamam ve banyolarda musluk altında bulunan, içinde su biriktirilen, yuvarlak, mermer, taş veya plastik tekne” diye tanımlar.
Saraylarda bile banyo yoktu
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin verdiği örnekler çarpıcıdır. 16. yüzyılda Fransa Kralı I. François’nın kız kardeşi Navarra Prensesi Marguerite, sekiz gündür yıkamadığı ellerinin güzelliğiyle övünür; XIV. Louis ise ancak baharda bir kez yıkanırdı. Su ile temizliğin yerini parfümler, pudralar ve merhemler almıştı. Ansiklopediye göre Paris’te Louvre ve Versailles saraylarında, bütün ihtişamlarına rağmen bir banyo ya da basit bir yıkanma yeri yoktu; Berlin’deki imparatorluk sarayında da I. Wilhelm zamanında hamam bulunmuyordu.
Buna karşılık 18. yüzyılda Batılı bir yazar, Türk kadınlarının sık yıkanmak yüzünden ciltlerinin tazeliğini ve güzelliğini bozduklarını ileri sürmüştür. Ansiklopedi bu iddiayı bir ünlem işaretiyle aktarır; iki dünyanın yıkanmaya bakışı arasındaki uçurum bu cümlede açıkça görünür.
Evliya Çelebi’nin “sobalı hamamları”
Avrupa’nın her yerinde durum aynı değildi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Evliya Çelebi, 1660’ta Tımışvar’dan Erdel’e giderken Macar toprakları dışındaki Kâşe (Kaschau) şehrine uğramış ve halkı tamamen Hıristiyan olan bu kasabada üç hamam görmüştür. Bunlar kubbesiz, dört tarafı kâgir duvarlı, sobalı hamamlardır. En altta havuzlu bir meydan, onun üstünde soğuk, ortada ılık, en üstte sıcak bir kat vardır; dört köşede “billûr camlı sobalar” bulunur.
Ansiklopedi bu anlatımdan, 17. yüzyılda Orta Avrupa’nın bu kesiminde Türk hamamlarından çok farklı ısıtmalı hamamlar bulunduğunun anlaşıldığını yazar.
Avrupa’daki Osmanlı hamamları
Osmanlı hamamı, Osmanlı’nın Avrupa’daki topraklarında bu tarihten çok önce vardı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Osmanlı topraklarında bugün bilinen en batıdaki ısıtmalı hamam, Macaristan’ın Peçuy şehrindeki Memi Paşa Hamamı’dır. Macaristan’ın Budin şehrinde ise doğal sıcak su kaynakları çok sayıda kaplıcanın yapılmasına yol açmıştır. Yunanistan’da Selanik’teki Bey Hamamı, girişindeki kitabeye göre 1436’da tamamlanmış büyük bir çifte hamamdır.
TDK ılıcayı “suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam; kaplıca, çermik, kudret hamamı” diye tanımlar. Aşağıda anlatacağımız Fischer von Erlach’ın kitabına giren kaplıca da Budin’deydi. Hamam ile kaplıca arasındaki farkı hamam ile kaplıca farkı rehberinde anlattık.
Fischer von Erlach ve Budin kaplıcası
Osmanlı yıkanma yapılarını Avrupa mimarlık literatürüne taşıyan isimlerden biri Avusturyalı mimar ve mimarlık tarihçisi J. B. Fischer von Erlach’tır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 1723’te ölen Fischer von Erlach, en eski çağlardan kendi zamanına kadar dünya mimarisini resimlerle anlattığı ve ilk kez 1721’de basılan Entwurf einer historischen Architektur adlı kitabında, Osmanlı Türk sanatına ayırdığı birkaç sayfada Budin’deki bir kaplıcanın planını ve kesitini yayımlamıştır. Ansiklopedi bunu, bu tür yapıların Avrupa’da uyandırdığı ilginin bir göstergesi olarak yorumlar.
Beyoğlu’nda iki gözlemci
- yüzyılın başında İstanbul’a gelen Avrupalılar Türk hamamını yakından gördü. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Yunanistan seyahatinden sonra İstanbul’a gelen Carl Haller von Hallerstein, 24 Eylül 1815’te Beyoğlu’nda bir Ermeni evindeki ısıtmalı hamamın krokisini çizmiştir. Ansiklopedi bunun, o tarihlerde İstanbul’un Hıristiyan tebaasının evlerinde bile ısıtmalı hamamlar bulunduğunu gösterdiğini yazar.
1815-1826 yılları arasında İstanbul’da kalan Fransız hekim A. Brayer ise Romalılardan sonra Batı’da hamamın bütünüyle ihmal edildiğini belirterek şöyle der: “İtiraf ederim ki Avrupa’nın batısında inanılmaz bir pislik alışkanlığı hâkimdir.” Brayer, ardından Beyoğlu’ndaki Galatasaray Hamamı’nda gördüklerini anlatır. Bu hamam bugün de çalışır: veri setimizde Galatasaray Hamamı, kaynağa göre 1481’de Sultan II. Bayezid döneminde yapılmış bir hamam olarak kayıtlıdır.
Brayer’in dolaştığı Beyoğlu’nda bugün çalışan başka tarihî hamamlar da var. Ağa Hamamı kaynağa göre 1454 tarihlidir; Çukurcuma Hamamı ise kaynağa göre 1831’de Nakşidil Valide Sultan adına yapılmıştır. Tophane’deki Kaptan Kılıç Ali Paşa Hamamı da veri setimizde saat tablosuyla kayıtlı bir tek hamamdır.
Parvillée ve Fossati: Bursa’dan Paris’e
İki mimar Türk hamamını Avrupa’ya taşımayı denedi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 1855 depreminde Bursa’nın tarihî eserleri büyük zarar görünce restorasyon için orada çalışan Fransız mimar L. Parvillée, Paris’te düzenlenen bir sergi için 1867’de bir Türk hamamı projesi çizmiştir. Ansiklopedi bu projenin ne dış mimarisi ne de iç planı bakımından Türk hamamlarına benzediğini açıkça belirtir.
Aynı yüzyılda Gaspare Trajano Fossati de Türk hamamlarıyla ilgilendi. Ansiklopediye göre 1837’de Rusya’nın siparişiyle bir elçilik binası yapmak üzere İstanbul’a gelen Fossati, Türk hamamlarıyla çok ilgilenmiş, Bursa’ya giderek Çekirge’deki Mustafa Paşa Kaplıcası’nın planını çizmiştir. İsviçre’de Bellinzona’daki arşivinde, Türk hamamlarından esinlenerek tasarladığı bir hamamın planı ve kesiti bulunmuştur. Bugün Bursa’da veri setimizde kaplıca suyu hizmetiyle kayıtlı iki yer var: Eski Kaplıca ve kaynağa göre 1552’de Rüstem Paşa’nın yaptırdığı Yeni Kaplıca Hamamı.
İngiltere: Wellington, Kinnaird ve Urquhart
Türk hamamının Avrupa’da gerçek anlamda yayılması 19. yüzyılda İngiltere’de başladı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Wellington dükü Türk hamamının İngiltere’de yayılmasına öncülük etmiş, Lord Kinnaird da Mill Hill denilen yerde bir Türk hamamı yaptırmıştır.
Akımın öne çıkan isimlerinden biri David Urquhart’tır. Ansiklopediye göre Osmanlı Devleti ve Türkler hakkında birçok yayını olan ve uzun süre İstanbul’da yaşadığı için Türk hamamlarını yakından tanıyan Urquhart, 1845’ten sonra Londra’da Jermyn Street’te bir Türk hamamı açmış, Savoie’daki dağ evine yaptırdığı Türk hamamını köy halkının ve dağcıların hizmetine sunmuştur. 1856’da İrlanda’da da bir hamam yaptıran Urquhart, makaleler ve konferanslarla Türk hamamını tanıtmaya çalışmıştır. Onun en önde gelen taraftarı John Fife ise 1865’te yayımlanan “Türk Hamamı Elkitabı”nda hamamı abartılı vaatlerle anlatmıştır.
“Roma-İrlanda hamamı” ve gerçek Türk hamamı
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bu şekilde başlayan zeminden ısıtmalı hamam mimarisi akımı 1860’a doğru İngiltere’ye girmiş, buradan Almanya’ya geçmiştir. Ancak pek yaygınlaşmamış, bu tür hamamlara garip bir adlandırmayla “Roma-İrlanda hamamları” denmiştir.
Ansiklopedi, Osmanlı hamamlarını anlatan ilk yazı ve kitapların genellikle Batılı yazarlarca kaleme alındığını, bunların çoğunda yazarların hiç görmediği “Türk hamamı”nın hayali unsurlarla abartıldığını da yazar. Bununla birlikte bazı şarkiyatçıların ve gezginlerin daha sağlıklı bilgi verdiğini ekler. Ansiklopedi ayrıca Batı’da ve başka ülkelerde “Türk hamamı” adıyla açılan birçok kurumun gerçek Türk hamamıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtir. Gerçek bir Türk hamamını görmek isteyen için en iyi yol, hâlâ çalışan tarihî bir hamama gitmektir: Mimar Sinan’ın 1584 tarihli Çemberlitaş Hamamı ya da İstanbul’un büyük çarşı hamamlarının sonuncusu olan 1741 tarihli Cağaloğlu Hamamı iyi birer başlangıçtır. Bir günlük gezi için İstanbul hamam rotası listemize göz atabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Türk hamamı İngiltere’ye nasıl girdi?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 19. yüzyılda Wellington dükü Türk hamamının İngiltere’de yayılmasına öncülük etmiş, Lord Kinnaird Mill Hill’de bir Türk hamamı yaptırmış, David Urquhart da 1845’ten sonra Londra’da Jermyn Street’te bir Türk hamamı açmıştır.
Fischer von Erlach kimdir, hamamla ilgisi ne?
Avusturyalı mimar ve mimarlık tarihçisidir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre ilk kez 1721’de basılan dünya mimarisi kitabında Osmanlı sanatına ayırdığı sayfalarda Budin’deki bir kaplıcanın planını ve kesitini yayımlamıştır.
Fossati Türk hamamlarıyla neden ilgilendi?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre 1837’de Rusya’nın siparişiyle elçilik binası yapmak için İstanbul’a gelen Gaspare Trajano Fossati, Türk hamamlarıyla çok ilgilenmiş, Bursa Çekirge’deki Mustafa Paşa Kaplıcası’nın planını çizmiş ve Türk hamamlarından esinlenen bir hamam tasarlamıştır.
Avrupa’daki “Türk hamamı” adlı yerler gerçek Türk hamamı mı?
Çoğu değildir. TDV İslâm Ansiklopedisi, Batı’da ve başka ülkelerde “Türk hamamı” adıyla açılan birçok kurumun gerçek Türk hamamıyla ilgisi olmadığını yazar; İngiltere’de gelişen zeminden ısıtmalı hamamlara da “Roma-İrlanda hamamları” dendiğini aktarır.



