Tellak, erkekler hamamında müşteriyi yıkayan, kesesini ve köpüğünü yapan kişidir; kadınlar hamamında bu işi natır yapar. TDK tellağı “hamamda hizmet eden ve erkek müşterileri yıkayan erkek” diye tanımlar. Ama bir Osmanlı hamamında tellak ve natır tek başına değildi: külhancıdan kahveciye, peştamalcıdan çamaşırcıya kadar bir ekip hamamı ayakta tutardı. Aşağıda bu mesleklerin adlarını, pîrlerini, onları düzenleyen kadılık nizamnâmesini ve bugün hamamda hizmet alırken bilinmesi gerekenleri anlatıyoruz.
Tellak ve dellak
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin kültür bölümüne göre erkek hamamlarında yıkayıcıya “tellâk” adı verilir; kelime “dellâk” biçiminde de kullanılır. Tellak müşteriyi yıkar, kesesini yapar, köpükler. Ansiklopedinin fıkıh bölümüne göre tellağa yalnızca göbekle diz arasının, yani örtülü bölgenin dışında kalan yerleri ovdurmak uygun görülmüştür. Tellak mesleğinin görgüsü de bu kurala dayanır: kese ve köpük sırasında peştamal müşterinin belinde kalır.
Terimin kısa tanımı için sözlükteki tellak maddesine bakabilirsiniz.
Natır, ana ve usta
Kadın hamamlarında hizmet eden kişi natırdır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre kadın hamamlarında müşterilere hizmet edenlere genel olarak “nâtır” denir, ancak kelime halk arasında daha çok “yıkayıcı” anlamında kullanılır. Ansiklopedi, belli başlı müşterilere hizmet eden “ana”ların ve özel beceri isteyen bazı hizmetleri gören “usta”ların da bu sınıfa dahil olduğunu belirtir.
Natırlar kadın hamam kültürünün merkezindeydi. Ansiklopedi, eski hamam usullerini anlatırken natırın müşteriyi yıkamasını ve “kir akıtması”nı ayrı bir adım olarak anar. Gelin hamamında da nâtırlar gelini halvete götürür, yıkadıktan sonra getirip göbek taşına oturturdu. Kırk hamamında ise ebe ile hamamcı kadın lohusayı sıcaklığa getirirdi. Natır mesleğinin kısa tanımı için sözlükteki natır maddesine göz atabilirsiniz.
Hamam uşakları
Tellak ve natır, hamamdaki kalabalık bir çalışan kadrosunun yalnızca en görünür üyeleriydi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre erkek hamamlarında “külhancı, meydancı, peştamalcı, çıkmacı, kahveci” gibi adlarla anılan ve “hamam uşakları” denilen hizmetliler de vardı. Ansiklopedi bunlara ek olarak, müşterilerin kurulandıkları havluları, destimâl denen büyük mendilleri ve peştamalları yıkayan, ortasına mangal konulan tahta bir çatıya, yani “kafes”e asarak kurutan çamaşırcılardan söz eder.
Bu adların her biri bir işi anlatır:
- Külhancı: TDK’nin tanımıyla “hamam ocağını yakan kimse”.
- Peştamalcı: Adından anlaşıldığı kadarıyla peştamallarla ilgilenen hizmetli.
- Kahveci: Adından anlaşıldığı kadarıyla soyunmalıktaki kahve ocağında hizmet veren kişi.
- Meydancı ve çıkmacı: Ansiklopedinin hamam uşakları arasında saydığı öteki hizmetliler.
- Çamaşırcı: Havlu, destimâl ve peştamalları yıkayıp kurutan kişi.
Külhan ve külhancı
Hamamın kalbi, müşterinin hiç görmediği arka taraftadır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Osmanlı dönemi Türk hamamının arka tarafında kazan da denen su haznesi ile suyu ısıtmaya yarayan ocak, yani külhan bulunur. Külhanda yüzyıllar boyunca odun yakılmıştır. Ateşi yakıp hamamı ısıtan kişi külhancıdır.
Külhan, dile de bir söz bırakmıştır. Ansiklopediye göre düzenli bir aile hayatı olmayan bazı kişilerin hamam külhanında yatıp kalkması sonucu bunlara “külhan beyi” denmiş; tabir zamanla “külhanbey” biçiminde, kendine özgü giyinişi, konuşması ve argosu olan, başıboş, kabadayı kişiler için kullanılır olmuştur. Ansiklopedi, külhanbeylerin en belalılarının “Gedik Paşa Hamamı’ndan çıkma” diye ün saldığını da aktarır. Bugün çalışan Gedikpaşa Hamamı, veri setimizde kese, köpük ve masaj hizmetiyle ve saat tablosuyla kayıtlıdır. Isıtmanın ayrıntıları için hamam ısıtma sistemi rehberine bakabilirsiniz.
Pîrler: Evliya Çelebi’nin kaydı
Hamam meslekleri, Evliya Çelebi’nin kayıtlarında birer pîre bağlanır. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin aktardığına göre Evliya Çelebi, hamamcıları zengin ve sâlih kişiler zümresinden sayar ve pîrlerini şöyle kaydeder:
| Meslek | Pîri (Evliya Çelebi’ye göre) |
|---|---|
| Hamamcılar | Muhsin b. Osman |
| Tellaklar | Ubeyd-i Mısrî |
| Natırlar | Mansûr b. Osman |
Evliya Çelebi ayrıca bu meslek sahiplerinin peştamallarını Hz. Ali’nin huzurunda Selmân-ı Pâk’in bağladığını yazar. TDK hamamcıyı “hamam işleten kimse” diye tanımlar; Evliya Çelebi’nin saydığı hamamcı da hamamın sahibi ya da işletenidir.
Kadılık nizamnâmesi ve sernöbet tellak
Hamam çalışanları başıboş değildi; hukuken sıkı bir düzene bağlanmışlardı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hamamlarla ilgili hukukî düzenlemeler çeşitli hükümlerle belirlenmiş ve kadılıklar eliyle takip edilmiştir. Ansiklopedi bu hükümler için Ahmed Refik’in 16. yüzyıl İstanbul hayatına dair eserine gönderme yapar.
Kadılık nizamnâmesiyle hamamda çalışanlar zincirleme kefalet altına alınmıştı; yani her çalışan bir başkasına kefildi. Hepsinin durumundan ise en kıdemli uşak olan sernöbet tellak sorumlu tutulurdu. Ansiklopediye göre tellak ve natırların müşteriye karşı görevleri, yapılan hizmetlerin ücreti ve uyulması gereken kurallar da bu nizamnâmede yazılıydı. Nizamnâmelerde müslüman olmayan hamam müşterilerinin uyması gereken bazı esaslara da yer verilmişti.
Bu düzen, bugün kasada asılı hizmet ve fiyat listesinin çok eski bir öncülü gibidir. Müşteri neyin ne kadara yapılacağını önceden bilir, çalışanların sorumluluğu bellidir.
Hamamcı: işleten ve kiracı
Tellak ve natırın üstünde hamamın işletmecisi, yani hamamcı vardı. Birçok Osmanlı hamamı bir vakfa aitti. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hamamlar yüksek gelir sağladıkları için hayır eserlerine gelir kaynağı olarak vakfedilir, bu yüzden de gelir getirdikleri sürece kullanılır, gelirleri azaldıkça ortadan kaldırılırdı. Hamamı işletenler arasında hamamı kiralayan kişiler de vardı.
Ansiklopedi bununla ilgili ilginç bir hikâye aktarır. İstanbul’da Macuncu semtinde Ebüssuûd Efendi’nin hamamının kiracısıyken buradan çıkarılan Halil Ağa, Şehremini’de bir mescidin yanında arsa satın alıp kendi hamamını yaptırmıştır. Adını bu inattan alan hamam “İnâdiye Hamamı” diye anılmış, ancak ansiklopedinin yazıldığı dönemde artık mevcut değildir.
Usturalık: hamamda tıraş
Hamam çalışanlarının işi yalnızca yıkamak değildi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bazı hamamlarda ılıklık bölümünün bir kısmı “usturalık” adıyla vücuttaki kılların temizlendiği bir yer olarak ayrılmıştı. Hamam böylece yıkanma, kese, tıraş ve dinlenmenin bir arada yapıldığı bir hizmet yapısıydı. Soyunmalıkta kahve ocağının bulunması da bu bütünün parçasıydı; ansiklopedi, soyunmalıkta dinlenenlerin ihtiyaçları için duvarlardan birinde genellikle mermerden bir kahve ocağı yapıldığını yazar.
Patrona Halil: bir tellağın hikâyesi
Tarihte adı en çok bilinen tellak, belki de Patrona Halil’dir. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin aktardığına göre Reşat Ekrem Koçu, Beyazıt Hamamı’nda tellaklık yapan ünlü Patrona Halil’in kendisine ait kurnanın üst kısmında onun adını anan bir beyit yazılı olduğunu kaydeder. Koçu’ya göre o yıllarda “külhan beyi lugatı” diye özel bir argo oluşmuş, seksen kadar kelimeden oluşan Lehçe-i Külhânî adlı yazma bir risale de bulunuyordu.
Beyazıt Hamamı, veri setimizdeki çalışan hamamlar arasında yer almaz. TDV İslâm Ansiklopedisi, bu hamamın bir dönem Patrona Halil’in adı yakıştırılarak yıktırılmak istendiğini de anlatır. Hikâye, bir tellağın adının hamam tarihine ne kadar derin işlediğini gösterir.
Tekke ve hamam: meydancı ve hamam mührü
Hamam meslekleri tasavvuf hayatıyla da kesişirdi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Mevlevîlikte “hamama götürmek”, çilesini tamamlayan “can”ın meydancı tarafından hamama götürülmesi, orada çile elbisesini çıkarıp yıkandıktan sonra yeni elbise giymesi ve böylece saka postuna oturmaya hak kazanması anlamına gelirdi. Ansiklopedi ayrıca “hamam mührü” tabirinin, hamama gidecek dervişlerin para yerine hamamcıya verdikleri, üzerine hamam kelimesi mühürle basılmış kâğıtlar için kullanıldığını yazar.
Bugün tellak ve natırdan hizmet almak
Bugün tellak ve natırlar çoğunlukla kese, köpük ve masaj hizmeti verir. Çifte hamamlarda iki bölümde ayrı ekipler çalışır; tek hamamlarda ise natırlar kadın saatlerinde, tellaklar erkek saatlerinde hizmet verir. Bu yüzden tek hamamda kese yaptırmak istiyorsanız kendi saatinizi önceden öğrenin. Veri setimizde bu hizmetleri kayıtlı hamamlardan bazıları:
- Çemberlitaş Hamamı: Kaynağa göre 1584’te Mimar Sinan’ın Nurbanu Sultan için yaptığı çifte hamam; kese, köpük, masaj hizmeti kayıtlı.
- Kocamustafapaşa Hamamı: Kaynağa göre 1486 tarihli çifte hamam; kese, köpük ve masaj kayıtlı.
- Naib Hamamı: Gaziantep’te, kaynağa göre 16. yüzyıldan kalma; kaynakta kese ücreti 2025 Mayıs tarihli olarak yer alır.
- Çeşme Hamamı: Beyoğlu’nda, kaynağa göre 1720 tarihli; sauna, buhar, masaj, kese, köpük, gelin ve damat hamamı hizmeti kayıtlı.
- Ali Saib Paşa Hamamı: Kayseri Talas’ta, kaynağa göre 1889 tarihli; erkekler bölümü, kese, masaj ve sauna kayıtlı.
Tellak ya da natırdan hizmet alırken kese ve köpüğü girişte isteyin, kesenin sertliğini beğenmezseniz nazikçe söyleyin. Bahşiş zorunlu değildir; TDV İslâm Ansiklopedisi eskiden bahşiş miktarına kadar her şeyin âdâba bağlandığını yazar. Kesenin nasıl yapıldığını kese nedir, hamamda nasıl davranılacağını hamam görgü kuralları rehberinde bulabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Tellak ne demek?
TDK tellağı “hamamda hizmet eden ve erkek müşterileri yıkayan erkek” diye tanımlar. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre erkek hamamlarında yıkayıcıya tellâk ya da dellâk adı verilir.
Natır kimdir?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre kadın hamamlarında müşterilere hizmet edenlere genel olarak natır denir; kelime halk arasında daha çok “yıkayıcı” anlamında kullanılır.
Sernöbet tellak ne demek?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre kadılık nizamnâmesiyle hamam çalışanları zincirleme kefalete bağlanmış ve hepsinin durumundan en kıdemli uşak olan sernöbet tellak sorumlu tutulmuştur.
Tellakların pîri kimdir?
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin aktardığına göre Evliya Çelebi, tellakların pîrinin Ubeyd-i Mısrî, natırların pîrinin Mansûr b. Osman, hamamcıların pîrinin Muhsin b. Osman olduğunu kaydeder.
Külhancı ne iş yapar?
TDK külhancıyı “hamam ocağını yakan kimse” diye tanımlar. TDV İslâm Ansiklopedisi külhancıyı “hamam uşakları” denilen hizmetliler arasında sayar.



