Hamam, Arapçada “ısıtmak, sıcak olmak” anlamına gelen bir kökten türemiş, “ısıtan yer” demek olan bir kelimedir. Türkçede ise bu yapının kendi yerli adları da vardır: munça, munçak, ısı dam, sıcak, ılı su. TDK bugün hamamı “yıkanılacak yer; ısıdam, sıcak” diye tanımlarken bu eski adların ikisini hâlâ eş anlamlı olarak kaydeder. Aşağıda hamam sözcüğünün ve onu çevreleyen kelimelerin hikâyesini TDV İslâm Ansiklopedisi ve TDK kayıtlarıyla anlatıyoruz.
Arapça hammâm: “ısıtan yer”
TDV İslâm Ansiklopedisi “Hamam” maddesi söze kelimenin kökeniyle başlar. Ansiklopediye göre hamam (hammâm) kelimesi Arapçada “ısıtmak; sıcak olmak” anlamındaki hamm (hamem) kökünden türemiştir. Sözlük anlamı “ısıtan yer”dir, ama “yıkanma yeri” anlamında kullanılır. Kelimenin Farsça karşılığı ise germâbedir.
Yani kelimenin kendisi, hamamın asıl işini anlatır: suyu ve mekânı ısıtmak. Ansiklopedi, hamamı “suyun ısıtılması suretiyle insanların yıkanması için yapılmış bir tesis” diye tanımlar. Bu tanım hamamı, suyu yerden kendiliğinden sıcak çıkan kaplıcadan da ayırır. İki yapının farkını hamam ile kaplıca farkı rehberinde ayrıntılı anlattık.
Munça ve munçak: en eski Türkçe ad
Türkçede hamamın Arapça kökenli adından başka, kendi kelimeleri de vardır. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin kültür bölümüne göre hamam kelimesinin Türkçedeki en eski karşılığı munça ya da munçaktır. Ansiklopedi, Bahaeddin Ögel’e dayanarak bu kelimeyi Kuzey Türkleri ile Çuvaşların da kullandığını yazar.
Daha sonraki dönemlerde başka kelimeler de ortaya çıkmıştır. Ansiklopediye göre çimek, yumak, yıkak, yunluk gibi kelimeler uzun bir geçmişe sahiptir ve çeşitli Türk boyları arasında bugün de kullanılmaktadır. Ansiklopedi bu kelimelerin türeyişini ayrıntılandırmaz; biz de burada yalnızca adlarını aktarıyoruz.
Isı dam, ısıcak, sıcak
Hamam için kullanılan bir başka kelime ailesi doğrudan sıcaklıkla ilgilidir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hamam karşılığı olarak ısı, ısıcak, ısı dam, ısık, isik, issi gibi kelimeler yalnız Anadolu’da değil, diğer Türk kültür çevrelerinde de yaygınlaşmıştır. Ansiklopedi, Türkiye’nin bazı yörelerinde hamama bugün de ısıcaktan gelen “sıcak” dendiğini, Derleme Sözlüğü’ne dayanarak kaydeder.
TDK’nin güncel tanımı bu mirası korur. Sözlük hamamı “yıkanılacak yer; ısıdam, sıcak” ve “para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer” diye iki anlamda tanımlar. Yani “ısıdam” ve “sıcak”, bugünkü Türkçede hâlâ hamamın eş anlamlısı olarak kayıtlıdır. Terimin sözlük tanımı için sözlükteki hamam maddesine bakabilirsiniz.
Ilı su ve ılıca
Üçüncü kelime ailesi ılık suyla ilgilidir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Mısır ve Kıpçak Türkleri’nde hamama “ılı su” (yılı su) adı verilmiştir. “Kudret hamamı, kaplıca” anlamındaki ılıca (ılığ+ca) kelimesi de buradan gelir.
TDK ılıcayı iki anlamda tanımlar: “sıcak su çıkan yer” ve “suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam; kaplıca, çermik, kudret hamamı”. Sözlük kaplıca ve kudret hamamı kelimelerini de ılıcaya yönlendirir. TDK ılık sözcüğünü de “soğukla sıcak arası, ne soğuk ne sıcak” diye tanımlar. Bir yanda ısı ve sıcak, öte yanda ılı ve ılıca: Türkçe, hamamı suyun ve mekânın sıcaklığı üzerinden adlandırmıştır. Terim için sözlükteki ılıca maddesine göz atabilirsiniz.
Kelimeler bir bakışta
| Kelime | Anlam ya da kullanım | Kaynak |
|---|---|---|
| hammâm | “Isıtan yer”, Arapça hamm kökünden | TDV |
| germâbe | Hamamın Farsça karşılığı | TDV |
| munça, munçak | Hamamın Türkçedeki en eski karşılığı | TDV |
| çimek, yumak, yıkak, yunluk | Türk boylarında kullanılan eski kelimeler | TDV |
| ısı dam, ısıcak, sıcak | Anadolu’da ve başka Türk çevrelerinde hamam | TDV, TDK |
| ılı su | Mısır ve Kıpçak Türklerinde hamam | TDV |
| ılıca | Kaplıca, kudret hamamı | TDV, TDK |
Hamamın bölümlerinin adları
Hamamın içindeki bölümlerin adları da kendi hikâyesini taşır. TDK camekânı “hamamlarda soyunulan camlı yer” diye tanımlar; TDV İslâm Ansiklopedisi bu kelimenin Farsça câmegâhtan geldiğini belirtir. TDK sıcaklığı “hamamlarda yıkanılan sıcak yer”, soğukluğu “hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer”, halveti ise “hamamlarda çok sıcak küçük yer” diye tanımlar.
Ansiklopediye göre Arap ülkelerinde sıcaklık bölümüne “beytü’l-harâre” ya da sadece “harâre” denir; ılıklık için bazen soğukluk adı da kullanılır. TDK göbek taşını önce “hamamlarda, terlemek için üzerine uzanılan ve alttan ısıtılan geniş mermer seki” diye tanımlar; aynı kelimenin ikinci anlamı ise “bir yerin merkezi”dir. Bölümlerin mimari tarifini hamamın bölümleri rehberinde bulabilirsiniz.
Kurna, tas, nalın: eşyanın adları
Hamamda kullanılan eşyanın adları da sözlükte hamamla birlikte tanımlanır. TDK kurnayı “hamam ve banyolarda musluk altında bulunan, içinde su biriktirilen, yuvarlak, mermer, taş veya plastik tekne” diye, hamam tasını da “banyo ve hamamlarda çeşmeden veya kurnadan su alıp dökünmeye yarayan yayvan kap” diye tanımlar. Keseyi ise “yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten yapılmış, cep biçiminde bez” olarak açıklar.
Nalının durumu biraz farklıdır. TDK nalın sözcüğünü takunyaya yönlendirir ve takunyayı “genellikle hamam vb. ıslak tabanlı yerlerde kullanılan, yüksek ökçeli, ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi; nalın” diye tanımlar. Yani iki kelime aynı eşyanın adıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi, kadınların peştamal, havlu takımı, hamam tası ve nalınlarının saklandığı örtüye “hamam bohçası” dendiğini yazar.
Tellak, dellak, natır
Hamamda çalışanların adları da ayrı bir söz varlığı oluşturur. TDK tellağı “hamamda hizmet eden ve erkek müşterileri yıkayan erkek” diye tanımlar. TDV İslâm Ansiklopedisi, erkek hamamlarında yıkayıcıya “tellâk” ya da “dellâk” dendiğini, kadın hamamlarında hizmet edenlere ise genel olarak “nâtır” adı verildiğini yazar. Ansiklopediye göre natır kelimesi halk arasında daha çok “yıkayıcı” anlamında kullanılır.
Aynı kaynağa göre erkek hamamlarında “külhancı, meydancı, peştamalcı, çıkmacı, kahveci” gibi adlarla anılan hizmetlilere topluca “hamam uşakları” denirdi. TDK külhancıyı “hamam ocağını yakan kimse” diye tanımlar. Bu mesleklerin tarihini tellak ve natır rehberinde ayrıca anlattık.
Hamamcı, külhanbeyi, hammâmiyye
Hamamdan türeyen kelimeler, hamamın insanlarını ve kültürünü de anlatır. TDK hamamcıyı iki anlamda tanımlar: “hamam işleten kimse” ve “boy abdesti alması gereken kimse”. İkinci anlam, hamamın dinî temizlikle olan bağını dile taşır.
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre düzenli bir aile hayatı olmayan bazı kişilerin hamam külhanında yatıp kalkması sonucu bunlara “külhan beyi” denmiş, kelime zamanla “külhanbey” biçimini almıştır. Klasik Türk şiirinde hamamı konu alan manzumelere “hammâmiyye”, müstakil eser boyutundakilere “hammâmnâme” adı verilir. Ansiklopedi ayrıca Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad’ın “hamâm-ı seferî” denilen bir çadır hamamıyla seferlere çıktığını yazar. Bu kelimelerin kültürel arka planını Osmanlı hamam kültürü rehberinde anlattık.
Deyimlerde ve atasözlerinde hamam
Hamam, gündelik dile de derin biçimde yerleşmiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi, hamamın konu olduğu deyimlere örnek olarak “hamam anası (gibi)”, “hamam gibi (sıcak)”, “hamama giren terler”, “hamamda deli var”, “hamamda gazel atmak”, “hamamın namusunu kurtarmak” ve “eski hamam eski tas” sözlerini sayar.
Ansiklopedinin derlediği atasözleri de hamamın ne kadar tanıdık bir yer olduğunu gösterir: “Hamam kubbesi gibi her sesi aksettirir”, “Hamam suyu ile dost tutar”, “Hamam suyu ile misafir ağırlanmaz”, “Hamama gider kurna beğenmez, düğüne gider zurna beğenmez”, “Hamamda kurnası, düğünde sediri belli”, “Hamamda türkü çağırmak her akıllının kârı değil”. TDK’de ayrıca, kirli yerlerde üreyen bir böceğin adı olarak “hamam böceği” de kayıtlıdır.
Hamamlar nasıl ad alır?
Tek tek hamamların adları da ayrı bir sözlük gibidir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hamamlar genellikle yaptıranın adıyla anılır, bazıları ise bulundukları semtten dolayı adlandırılmıştır. Veri setimizdeki çalışan hamamlarda bu iki yolun da örnekleri var:
- Yaptıranın adıyla: Mihrimah Sultan Hamamı, Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan için yaptığı 16. yüzyıl çifte hamamı; Edirne’deki Sokullu Mehmet Paşa Hamamı, kaynağa göre 1568’de Sokullu Mehmet Paşa için Mimar Sinan tarafından yapılmış çifte hamam.
- Semtin adıyla: Çemberlitaş Hamamı, kaynağa göre 1584’te Nurbanu Sultan için yapılmıştır ama semtin adıyla bilinir; TDV bu yapıyı Vâlide Nurbânû Sultan Hamamı adıyla da anar. Cağaloğlu Hamamı kaynağa göre 1741’de Sultan I. Mahmud döneminde yapılmıştır; TDV onu I. Mahmud Hamamı adıyla da anar.
- Bir özelliğiyle: Zeyrek Çinili Hamam, kaynağa göre 1530’da Barbaros Hayreddin Paşa için yapılmıştır. TDV, İstanbul’daki Çinili Hamam’ın adından da anlaşıldığı gibi 16. yüzyıl İznik çinileriyle süslendiğini yazar.
Ansiklopedi, adını bir inattan alan bir hamamın hikâyesini de aktarır: Ebüssuûd Efendi’nin hamamının kiracılığından çıkarılan Halil Ağa’nın yaptırdığı “İnâdiye Hamamı”. Bu hamam bugün mevcut değildir, ama adı, hamam adlarının ne kadar canlı bir hafıza taşıdığını gösterir. İstanbul’un eski çarşı hamamlarından Gedikpaşa Hamamı ise TDV’nin aktardığı “Gedik Paşa Hamamı’ndan çıkma” sözüyle dile geçmiş bir addır; veri setimizde kese, köpük ve masaj hizmetiyle ve saat tablosuyla kayıtlıdır.
Sık sorulan sorular
Hamam kelimesinin kökeni nedir?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hamam (hammâm), Arapçada “ısıtmak, sıcak olmak” anlamındaki hamm (hamem) kökünden türemiştir ve sözlük anlamı “ısıtan yer”dir. Farsça karşılığı germâbedir.
Hamamın eski Türkçe adı nedir?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hamam kelimesinin Türkçedeki en eski karşılığı munça ya da munçaktır; bu kelimeyi Kuzey Türkleri ile Çuvaşlar da kullanmıştır.
Ilıca kelimesi nereden gelir?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Mısır ve Kıpçak Türkleri hamama “ılı su” adını vermiştir; “kudret hamamı, kaplıca” anlamındaki ılıca (ılığ+ca) kelimesi de buradan gelir.
Bazı yörelerde hamama neden “sıcak” denir?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre ısı, ısıcak, ısı dam gibi kelimeler hamam karşılığı olarak yaygınlaşmıştır ve Türkiye’nin bazı yörelerinde hamama bugün de ısıcaktan gelen “sıcak” adı verilir. TDK de hamamın eş anlamlıları arasında ısıdam ve sıcak sözcüklerini sayar.



