Tarihî bir hamam gün ışığıyla aydınlanır: soyunmalıkta kubbenin tepesindeki aydınlık fenerinden ve pencerelerden, ılıklık ve sıcaklıkta ise kubbelere gömülü filgözü camlarından. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre ışık yetmediğinde duvarlardaki küçük nişlere şamdan, kandil ya da fener konurdu. Aşağıda hamamın ışık düzenini, bu ışığı taşıyan kubbeleri ve kubbe geçişlerindeki süslemeleri anlatıyoruz.
Kubbe: hamamın örtüsü
TDK kubbeyi “yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam; kümbet, tak” diye tanımlar. Hamamın hemen her bölümü kubbeyle örtülüdür: soyunmalık büyük bir kubbenin altındadır, ılıklık ve sıcaklık ise çoğunlukla küçük kubbelerle ve tonozlarla örtülür. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre ılıklığın üstü beşik tonozlarla, kubbelerle ya da bazen kısmen tonoz ve kubbeyle örtülmüştür.
Kubbe, hamam için yalnızca bir örtü değil, ışığın da kaynağıdır. Hamamlar ışığı büyük ölçüde yukarıdan, kubbenin kendisinden alır. Bölümlerin genel düzenini hamamın bölümleri rehberinde anlattık.
Soyunmalıkta aydınlık feneri
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre soyunmalığa, cephelerde açılmış az sayıdaki pencereden ve kubbenin ortasındaki aydınlık fenerinden ışık gelir. TDK aydınlık sözcüğünün bir anlamını “bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk” diye verir. Hamamdaki aydınlık feneri bu işlevin kubbe tepesindeki biçimidir.
Ansiklopediye göre aydınlık fenerlerinin mimari bakımdan en güzellerinden biri, Mimar Sinan’ın eseri olan Çemberlitaş (Vâlide Nurbânû Sultan) Hamamı’ndadır. Bu fener, mermerden ince sütunlara oturan küçük bir kubbeden oluşan zarif bir mimari unsurdur. Hamam bugün çalışır: veri setimizde Çemberlitaş Hamamı 1584 tarihli, Nurbanu Sultan için yapılmış bir çifte hamam olarak kayıtlıdır.
Farklı fenerler
Her aydınlık feneri aynı değildir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Kırklareli’ndeki Hızır Bey Hamamı’nın bir kubbesinde değişik tipte bir aydınlık feneri vardı. Ansiklopedi, bu hamamın kitabesinin 1014 (1605-1606) tarihli olduğunu, ancak aslının daha eski olduğunun söylendiğini de yazar. Veri setimizde Hızırbey Hamamı, 1383 tarihli bir çifte hamam olarak kayıtlıdır.
Soyunmalığı ahşap olan hamamlarda durum farklıdır. Ansiklopediye göre bu bölüm yüzyıllar içinde değiştiği için birçoğu gerçek kimliğini kaybetmiştir; buna rağmen çoğunlukla pencereli bir takke biçiminde ahşap bir aydınlık yapılmıştır. Yani ahşap soyunmalıklarda da ışık yine kubbe ya da çatı tepesinden alınır.
Sıcaklıkta filgözü
Soyunmalıktan sonra ışık başka bir yoldan gelir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hamamlarda aydınlanma, soyunmalıkta aydınlık feneri ve pencerelerle, ılıklık ve sıcaklıkta ise kubbelere yerleştirilen, fanus ya da büyük kandil biçiminde yuvarlak ve bombeli camlardan gelen gün ışığıyla doğal olarak sağlanır. Bu camlara filgözü de denir.
Ansiklopedi, bazı hamamlarda bu camların yerleştirildiği yuvalara yıldız biçimi verildiğini de yazar. Sıcaklığın buharında kubbeden süzülen ışık, tarihî hamamlarda sık görülen bir manzaradır. Filgözü sayısı ve dizilişi hamamdan hamama değişir; bir sonraki hamam ziyaretinizde kubbeye bakıp camların yıldız mı yoksa yuvarlak düzende mi dizildiğine dikkat edebilirsiniz. Terim için sözlükteki filgözü maddesine bakabilirsiniz.
Kandil nişleri
Gün ışığı her zaman yetmez. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre hamamların duvarlarında nadiren rastlanan küçük nişler, gün ışığı olmadığında ya da yetersiz kaldığında içeriyi aydınlatmak için şamdan, kandil ya da fener konmak üzere yapılmış olmalıdır. Ansiklopedi, Tokat ve Çorum’daki Ali Paşa hamamlarında böyle yuvaların tespit edildiğini yazar.
Çorum’daki hamam bugün çalışır. Veri setimizde Ali Paşa Hamamı, 1573’te Erzurum Beylerbeyi Ali Paşa’nın yaptırdığı bir çifte hamam olarak kayıtlıdır; aile, kese, köpük, masaj ve kurna hizmeti yazılıdır. Bu hamama giderseniz duvarlardaki küçük yuvalara dikkat edin: ansiklopediye göre bunlar kandil ve şamdan konmak için yapılmış olmalıdır.
Çırağman: nişin yaşmağı
Mimar Sinan kandil nişlerine küçük bir ayrıntı eklemiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre İstanbul’daki Ayasofya Hamamı’nda Mimar Sinan, nişlerin üzerlerine ocaklarda olduğu gibi “çırağman” denen küçük yaşmaklar koymuştur.
Ansiklopedinin Ayasofya Hamamı diye andığı yapı, Mimar Sinan’ın Ayasofya karşısında Haseki Hürrem Sultan için yaptığı hamamdır. Veri setimizde Fatih’teki Haseki Hamamı, 1556 tarihli bir Mimar Sinan yapısı olarak kayıtlıdır; hizmetleri arasında masaj, gelin ve damat hamamı yazılıdır. Ansiklopedi, Ayasofya Hamamı’nda mermer döşemede renkli taşlardan geometrik desenli bir taban süslemesi bulunduğunu da belirtir.
Dar kapı: ısıyı içeride tutmak
Işık kadar ısı da hamam mimarisinin temel meselesidir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre sıcağın dışarı kaçmaması için hamamın sıcaklık denen bölümüne ancak bir insan boyu yüksekliğinde yapılan dar bir kapıdan geçilir. Bu yüzden sıcaklık, soyunmalık gibi büyük pencerelerle değil, kubbedeki küçük camlarla aydınlanır.
Soyunmalıkta ise durum tersidir. Ansiklopediye göre camekânın döşemesi altında ısıtma sistemi yapılmaz ve içerinin sıcağına göre çok serin olan bu bölümde ferahlığı artırmak için ortada fıskiyeli bir şadırvan bulunur. Serin, aydınlık ve yüksek kubbeli soyunmalık ile loş, sıcak ve küçük kubbeli sıcaklık arasındaki karşıtlık, hamam mimarisinin belirgin bir özelliğidir. Isıtma düzenini hamam ısıtma sistemi rehberinde anlattık.
Dev kubbeler
Hamam kubbeleri bazen çok büyük ölçülere ulaşır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre erken Osmanlı döneminde çok büyük kubbeli soyunmalıklar yapılmıştır. Yıldırım Bayezid’in Mudurnu Hamamı, 20 metrelik erkekler kısmı kubbesiyle Osmanlı mimarisinde en büyük kubbeli hamam olarak tanınır. Bursa’daki Demirtaş Hamamı’nın soyunmalığı 16 metre, İstanbul’daki Beyazıt Hamamı’nın erkekler kısmı 15 metre çaplı kubbelerle örtülüdür.
Bu iki hamam bugün çalışan hamamlar arasındadır: veri setimizde Yıldırım Beyazıt Hamamı 1382 tarihli bir çifte hamam, Demirtaş Paşa Hamamı ise 14. yüzyıl yapısı olarak kayıtlıdır. Ansiklopedi, bu dev kubbelerin Türklerin kubbe mimarisini Bizans’tan öğrendiği iddiasını çürüttüğünü de yazar.
Kubbe geçişleri: tromp ve mukarnas
Kare bir odadan yuvarlak bir kubbeye geçmek için köşelerde bir ara eleman gerekir. TDK trompu “binanın bir bölümünü tutmaya yarayan köşe kubbesi” diye tanımlar. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre iç mimaride güzelliği artırmak için özellikle kubbe geçişlerinde göz okşayıcı çözümler bulunmuştur; Ankara’daki Karaca Bey ve Mudurnu’daki Beyazıt hamamları bu konuda örnek gösterilebilir.
Ansiklopediye göre Edirne’de II. Murad’ın Topkapı Hamamı ile Gazi Mihal Bey Hamamı’nda zengin mukarnaslar bulunur; Yeniçeri ve Kum Kasrı hamamlarında ise helezonik dilimli kubbe süslemesi vardır. Bursa’daki Dâvud Paşa Hamamı’nın sekizgen soyunmalığında geçiş “Türk baklavaları” ile sağlanır. Ani’deki erken hamamda bile kubbe geçişlerinde taşların mukarnas biçiminde işlendiği görülür. Veri setimizde Edirne’deki Gazi Mihal Hamamı 1422 tarihli ve restorasyonda olarak kayıtlıdır.
Kubbe süslemesi ve çini
Kubbenin içi de süsleme alanıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Mudurnu’daki hamamın dış duvarları sade moloz taştan olmasına karşılık içerideki bütün kubbelerinde olağanüstü güzellikte bir süsleme vardır; kubbe iç yüzeyleri ve geçişleri zengin süslemeli hamamlar 14-15. yüzyıllarda oldukça yaygındır. İstanbul’daki Çinili Hamam ise adından da anlaşıldığı gibi 16. yüzyıl İznik çinileriyle süslenmiştir.
Veri setimizde Fatih’teki Zeyrek Çinili Hamam, 1530’da Barbaros Hayreddin Paşa için Mimar Sinan tarafından yapılmış bir çifte hamam olarak kayıtlıdır ve sayfasında saat tablosu bulunur.
Çok kubbeli sıcaklık: D tipi
Kubbe sayısı da bir plan tipini tanımlar. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre D tipi denen “sıcaklığı çok kubbeli” hamamlarda sıcaklık kemerlerle eş bölümlere ayrılır ve her bölüm eşit ölçülerde kubbelerle örtülür. Ortadaki kemerleri iki sütun taşır ve büyük kubbe altında göbek taşı mekânı yoktur. Bu tipte ışık tek bir büyük kubbeden değil, birbirine eş birçok küçük kubbeden gelir.
Ansiklopediye göre örneklerine çok az rastlanan bu tipin İstanbul’da bilinen tek temsilcisi Eminönü’nde Yenicami yakınındaki Haseki Hamamı’ydı; ancak bu yapı yıktırılarak ortadan kaldırılmıştır. Kastamonu’daki Yeni Hamam’ın da bu tipin bir örneği olması muhtemeldir. Plan tiplerini hamam plan tipleri rehberinde karşılaştırdık.
Sütunlu kubbe: Trabzon’dan bir örnek
Bazı hamamlarda kubbe alışılmadık biçimde taşınır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre sıcaklığının ortasında kubbesi çepeçevre sütunlarla taşınan, değişik tipte ve muhtemelen çok eski olmayan bir hamam Trabzon’un Pazarkapısı mahallesindeki Sekizdirekli Hamamı’dır. Veri setimizde Sekiz Direkli Hamam 18. yüzyıl yapısı olarak kayıtlıdır.
Bir hamama girdiğinizde başınızı kaldırın: soyunmalıktaki fener, sıcaklıktaki filgözleri, köşelerdeki tromp ya da mukarnaslar ve duvarlardaki kandil nişleri, o hamamın ışıkla kurduğu ilişkiyi anlatır. Mimar Sinan’ın ışık çözümlerini Mimar Sinan hamamları rehberinde ayrıca ele aldık.
Sık sorulan sorular
Filgözü nedir?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre ılıklık ve sıcaklık kubbelerine yerleştirilen, fanus ya da büyük kandil biçiminde yuvarlak ve bombeli camlara filgözü denir. Gün ışığı içeriye bu camlardan girer.
Aydınlık feneri nerede bulunur?
Soyunmalığın, yani camekânın kubbesinin ortasında. Ansiklopediye göre aydınlık fenerlerinin mimari bakımdan en güzellerinden biri Mimar Sinan’ın Çemberlitaş Hamamı’ndadır.
Hamamların duvarlarındaki küçük nişler ne işe yarar?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bu nişler, gün ışığı olmadığında ya da yetersiz kaldığında şamdan, kandil ya da fener koymak için yapılmış olmalıdır. Tokat ve Çorum’daki Ali Paşa hamamlarında böyle yuvalar tespit edilmiştir.
Çırağman nedir?
Ansiklopediye göre Mimar Sinan, Ayasofya Hamamı’nda kandil nişlerinin üzerine ocaklarda olduğu gibi “çırağman” denen küçük yaşmaklar koymuştur.



