Hamam, kendine ait bir söz varlığı olan bir yapıdır: soyunmalıktan sıcaklığa, kurnadan külhana, tellaktan natıra kadar her bölümün, eşyanın ve mesleğin bir adı vardır. Aşağıda en sık karşılaşacağınız 25 terimi altı grupta topladık. Her terim sitemizdeki sözlük maddesine bağlıdır; tanımlar TDK’den ve TDV İslâm Ansiklopedisi’nden, örnekler veri setimizdeki çalışan hamamlardandır.
Yapı türleri
1. Hamam. TDK hamamı iki anlamda tanımlar: “yıkanılacak yer; ısıdam, sıcak” ve “para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer”. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre kelime Arapçada “ısıtmak, sıcak olmak” anlamındaki bir kökten türemiştir ve sözlük anlamı “ısıtan yer”dir.
2. Çifte hamam. TDK’ye göre “bir bölümü kadınlara, diğer bölümü erkeklere ayrılmış olan hamam”. TDV’ye göre Arap ülkelerinde pek yapılmazken Türkler birbirine bitişik iki binadan oluşan çifte hamamlar inşa etmiştir. Örnek: kaynağa göre 1584 tarihli Çemberlitaş Hamamı.
3. Tek hamam. Kadınlar ve erkekler tarafından sırayla kullanılan tek bölümlü hamam. TDV’ye göre tek hamamlar eskiden gündüz kadınlara, gece erkeklere açıktı. Örnek: veri setimizde tek hamam olarak kayıtlı Kaptan Kılıç Ali Paşa Hamamı.
4. Çarşı hamamı. TDV İslâm Ansiklopedisi umumi Türk hamamlarını “çarşı hamamları veya halk hamamları” diye adlandırır; bunlar konak ve saray hamamlarından ayrı, herkese açık hamamlardır. Ansiklopediye göre umumi Türk hamamları ısıtma sistemi bakımından eski Roma hamamlarına benzese de mimarileri bütünüyle farklıdır. 1768’de III. Mustafa’nın fermanıyla İstanbul’da yeni çarşı hamamı yapımının önüne geçilmesi istenmiştir.
Bölümler
5. Soyunmalık. TDK camekânı “hamamlarda soyunulan camlı yer” diye tanımlar. TDV’ye göre soyunmalık genellikle büyük ve gösterişli, kubbeyle örtülü bir mekândır; duvar kenarlarında sedirler, üst katta ahşap galeriler bulunur.
6. Ilıklık. TDV’ye göre soyunmalıktan sonra gelen, bazen soğukluk da denen, genellikle enine dikdörtgen biçimli bölümdür; kemerlerle çoğu zaman üçe ayrılır, yan ucunda helâ bölmeleri bulunur. TDK soğukluğu “hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer” diye tanımlar.
7. Sıcaklık. TDK’ye göre “hamamlarda yıkanılan sıcak yer”. TDV’ye göre sıcağın dışarı kaçmaması için bu bölüme ancak bir insan boyu yüksekliğinde dar bir kapıdan geçilir; Osmanlı hamam tipolojisinde esas alınması gereken bölüm budur.
8. Halvet. TDK’ye göre “hamamlarda çok sıcak küçük yer”. TDV’ye göre sıcaklığın ortasındaki göbek taşının çevresinde, kısmen ayrı olarak kullanılan yıkanma odalarıdır. Bazı hamamlar bugün halveti özel yıkanma odası olarak sunar; örneğin Antalya’daki Sefa Hamamı için özel halvet hizmeti kayıtlıdır.
9. Eyvan. TDK’ye göre “genel olarak binaların ortasında bulunan ve iç avluya açılan, üstü çoğunlukla tonozla örtülü, üç tarafı kapalı, bir tarafı tamamen açık yer”. TDV’ye göre Türk hamamlarının sıcaklık bölümlerinde Orta Asya’dan beri görülen dört eyvan şeması uygulanmıştır. Ansiklopedi, Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Hamamı’nı dört eyvanlı A tipi örnekler arasında sayar; veri setimizde Mihrimah Sultan Hamamı çalışan bir çifte hamamdır.
Yıkanma yerinin eşyası
10. Göbek taşı. TDK’ye göre “hamamlarda, terlemek için üzerine uzanılan ve alttan ısıtılan geniş mermer seki”. TDV’ye göre Türk hamamlarında terlemek için ayrı kapalı bir oda değil, her sıcaklığın ortasındaki bu yüksekçe seki tercih edilmiştir. Mimar Sinan’ın Süleymaniye Külliyesi Hamamı’nda göbek taşı mekânından köşe hücreleri sütunlarla ayrılır; bu hamam bugün Dökmeciler Hamamı adıyla çalışır.
11. Kurna. TDK’ye göre “hamam ve banyolarda musluk altında bulunan, içinde su biriktirilen, yuvarlak, mermer, taş veya plastik tekne”. TDV’ye göre kaplıcalar dışında Türk hamamlarında havuz yoktur, kurna başında su dökünerek yıkanılır. Kurna hizmeti ayrıca kayıtlı bir hamam: Çorum’daki Ali Paşa Hamamı.
12. Hamam tası. TDK’ye göre “banyo ve hamamlarda çeşmeden veya kurnadan su alıp dökünmeye yarayan yayvan kap”. TDV, hamam taslarının hamam takımı içinde sanat değeri taşıyan eşyalar arasında olduğunu yazar. Ansiklopediye göre kırk hamamında bebek, “kırklama” denen bir uygulamayla kırk tas su dökülerek yıkanırdı.
13. Şadırvan. TDK şadırvanı “genellikle cami avlularında bulunan, çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskiyeden su akan, üzeri kubbeli veya açık havuz” diye tanımlar. TDV’ye göre hamamların soyunmalığının ortasında ferahlığı artırmak için fıskiyeli bir şadırvan bulunur; Barbaros’un Çinili Hamamı’nda da bezemeli şadırvan vardır. Veri setimizde Zeyrek Çinili Hamam, 1530 tarihli bir çifte hamamdır.
14. Kahve ocağı. TDV’ye göre soyunmalıkta dinlenenlerin ihtiyaçları için duvarlardan birinde genellikle mermerden bir kahve ocağı bulunurdu; barok üslupta güzel bir örneği Beyazıt’taki Vezneciler Hamamı’ndadır.
Isıtma ve su
15. Külhan. TDV’ye göre Osmanlı hamamının arka tarafında suyu ısıtmaya yarayan ocak, yani külhan bulunur; yüzyıllar boyunca burada odun yakılmıştır. Külhanı yakan kişiye külhancı denir; TDK külhancıyı “hamam ocağını yakan kimse” diye tanımlar. Ansiklopedi, Evliya Çelebi’nin Diyarbekir’deki on bir hamamın hepsinin şehrin çöpüyle ısıtıldığını yazdığını, ancak bu bilginin doğruluk derecesinin bilinmediğini de not eder. Külhan kelimesi “külhanbey” sözüne de kaynaklık etmiştir.
16. Cehennemlik. TDK cehennemlik sözcüğünü külhana yönlendirir ve bir anlamını da “modern ekmek fırınlarında, kalorifer kazanlarında ateşin bulunduğu en sıcak bölüm” diye verir. TDV, Macaristan’daki Memi Paşa Hamamı’nın ılıklık ve sıcaklık altlarında cehennemlik kalıntıları bulunduğunu yazar.
17. Su haznesi. TDV’ye göre hamamın arka tarafında, kazan da denen su haznesi yer alır. Su bu haznede külhanın ateşiyle ısıtılır. Ani’deki erken hamamda bile sıcaklığın yan duvarına bitişik su haznesi ve külhan vardır.
18. Künk. TDK’ye göre “pişmiş toprak veya betondan yapılmış kalın su borusu; büz, pöhrenk”. TDV’ye göre hamamlarda kullanılan su künklerle dışarıdan getirilirdi. Isıtma düzeninin ayrıntıları hamam ısıtma sistemi rehberindedir.
Işık ve örtü
19. Kubbe. TDK’ye göre “yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam; kümbet, tak”. TDV’ye göre Yıldırım Bayezid’in Mudurnu Hamamı, 20 metrelik erkekler kubbesiyle Osmanlı mimarisinde en büyük kubbeli hamam olarak tanınır; veri setimizde Yıldırım Beyazıt Hamamı 1382 tarihli bir çifte hamamdır.
20. Aydınlık feneri. TDV’ye göre soyunmalığa kubbenin ortasındaki aydınlık fenerinden ışık gelir; mimari bakımdan en güzellerinden biri Çemberlitaş Hamamı’ndadır ve mermerden ince sütunlara oturan küçük bir kubbeden oluşur.
21. Filgözü. TDV’ye göre ılıklık ve sıcaklıkta kubbelere yerleştirilen, fanus ya da büyük kandil biçiminde yuvarlak ve bombeli camlara filgözü denir; bazı hamamlarda bu camların yuvalarına yıldız biçimi verilmiştir. Ayrıntılar kubbe, filgözü ve ışık rehberinde.
İnsanlar ve giyim
22. Tellak. TDK’ye göre “hamamda hizmet eden ve erkek müşterileri yıkayan erkek”. TDV’ye göre kelime “dellâk” biçiminde de kullanılır; en kıdemli uşak olan “sernöbet tellak”, kadılık nizamnâmesine göre öteki çalışanların durumundan sorumluydu.
23. Natır. TDV’ye göre kadın hamamlarında müşterilere hizmet edenlere genel olarak natır denir; kelime halk arasında daha çok “yıkayıcı” anlamında kullanılır. Belli müşterilere hizmet eden “ana”lar ve özel beceri isteyen işleri gören “usta”lar da bu gruba dahildir.
24. Peştamal. TDV’nin fıkıh bölümüne göre âlimlerin çoğunluğu erkeklerin göbekle diz arasını örterek hamama girmesini kural olarak uygun bulmuştur; peştamal bu örtünün adıdır. Evliya Çelebi, hamam mesleği sahiplerinin peştamallarını Hz. Ali’nin huzurunda Selmân-ı Pâk’in bağladığını kaydeder.
25. Nalın ve kese. TDK nalını takunyaya yönlendirir ve takunyayı “genellikle hamam vb. ıslak tabanlı yerlerde kullanılan, yüksek ökçeli, ağaçtan yapılmış bir tür ayak giysisi; nalın” diye tanımlar. Keseyi ise “yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten yapılmış, cep biçiminde bez” diye açıklar. TDV’ye göre sanat eseri niteliğindeki nalınlar ceviz, şimşir, abanoz ve sandal ağacından yapılır, sedef ve kaplumbağa kabuğuyla süslenirdi. Kese hizmeti kayıtlı bir hamam: İstanbul’daki Horhor Hamamı.
Terimlerle bir hamam gezisi
Bu 25 terimi bir hamam gezisinde sırayla düşünebilirsiniz. Kapıdan girip çarşı hamamının soyunmalığına geçersiniz; kubbenin tepesindeki aydınlık feneri, ortadaki şadırvan ve duvardaki kahve ocağı sizi karşılar. Peştamalınızı bağlayıp nalınınızı giyer, ılıklıktan geçerek dar bir kapıdan sıcaklığa girersiniz. Burada eyvanlar, halvetler ve ortadaki göbek taşı vardır; kubbedeki filgözlerinden ışık süzülür. Kurnadan tasla aldığınız suyla ıslanır, tellak ya da natır sizi keseler.
Görmediğiniz ama hissettiğiniz bölümler de vardır: arkadaki külhan suyu ve zemini ısıtır, su haznesinde biriken su künklerle gelir. Hamamın bölümlerini ayrıntılı olarak hamamın bölümleri, kelimelerin kökenini ise hamam sözcüğünün tarihi rehberinde anlattık.
Sık sorulan sorular
Soyunmalık ile camekân aynı şey mi?
Evet. TDK camekânı “hamamlarda soyunulan camlı yer” diye tanımlar; TDV İslâm Ansiklopedisi de soyunmalığı camekân olarak adlandırır.
Ilıklık ile soğukluk aynı mı?
TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre soyunmalıktan sonra gelen ılıklığa bazen soğukluk da denir. TDK soğukluğu “hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer” diye tanımlar.
Halvet ne demek?
TDK halveti “hamamlarda çok sıcak küçük yer” diye tanımlar. TDV’ye göre halvet hücreleri, sıcaklığın çevresinde kısmen ayrı olarak kullanılan yıkanma odalarıdır.
Külhan ile cehennemlik arasındaki fark nedir?
Külhan suyu ısıtan ocaktır. TDK cehennemlik sözcüğünü külhana da yönlendirir; TDV ise bazı hamamlarda ılıklık ve sıcaklık altlarında cehennemlik kalıntıları bulunduğunu yazar.



